Çikolata kistleri ara rahmi iç zarı hücrelerinin yumurtalık üzerine yerleşmesi ve her adette biraz daha büyümesiyle oluşur. Normalde adet kanı yerçekimi kanununa göre aşağıya akar. Bazı hallerde de geriye doğru akıp tüplerden geçerek yumurtalık üstüne ve karın boşluğuna dökülür. Bu olay adet kanının aşağıya rahat akmasına engel olan bazı patolojik nedenlerden kaynaklanır. Bu nedenleri geçen haftaki yazımızda belirttiğim için tekrar yazmayacağım.
Her adette kanama nedeniyle yumurtalık üstündeki kistte gelişme olur. Kistin içi çikolata kıvam ve renginde bir sıvıyla dolmaya başlar. Çikolata kisti en çok ağrı ve kısırlığa sebep olur. Ağrı daha çok bel , kasıklarda olup adetlerde daha da giderek artar Adet başlamadan önce başlayan ağrı adet bitene kadar devam eder. Cinsel ilişkide de ağrı olur. Adetlerde görülen ağrı kimi kadınları özellikle genç kızları yataklara düşürecek kadar şiddetli olur. Gebe kalamayan vakaların %70-80 ‘ninde bu çikolata kistleri sorumlu tutulmaktadır. Çünkü kist etrafına çok yapışıklık yaparak genital sistemin hem anatomisini hem de fizyolojisini bozar. Tüpleri tıkar, adet düzensizliği yapar yumurtlamayı bozar ve erken düşüklere sebep olur. Erken düşük oranı %40 lar civarındadır. Çikolata kisti olan ve gebe kalan kadınların ortalama %30-40’ında gebelik mahsülü yani cenin adetle dışarı atılır. Kadın bunu farkedemez.
Jinekolojik mayenede çikolata kistinin çok da tipik bulgusu yoktur. Ancak kist büyüklüğüne göre ele gelebilir. Kist etrafa çok yapışık olduğundan ve çoğunlukla ana rahminin arkasındaki boşluğa yerleştiğinden basen içinde bir kitle oluşturur. Bu kitle muayenede ağrılıdır ve hareket ettirilemez. Ama bu bulgular sadece tipik çikolata kisti bulguları değildir. USG (ultrason) mutlaka kontrol etmek gerekir. Usg de kist cidarının kalınlığı , içeriği varsa bölmeleri incelenerek bir fikir edinilir. Ama asıl tipik bulgular hastanın anlattığı şikayetlerdir.
Tedavi esas olarak ağrı ve kısırlığa yönelik yapılmalıdır. Kistin büyüklüğü Usg de 5-6 cm geçmiyorsa daha çok ilaç tedavisi yapılmalıdır. En iyi tedavi kişinin gebe kalması ve uzun süre emzirmesidir. Kadının uzun süre adet görmemesi kistin gerilemesine yol açar. Onun ötesinde korunma haplarıyla tedavi günümüzde en çok uygulanan tedavi şeklidir. Korunma hapları 8-10 ay kullanılıp 4-5 ay ara verilerek yapılmalıdır. Cerrahi tedavi en son seçenektir. 5-6 cm den büyük kistlere uygulanmalıdır. Kapalı ameliyat dediğimiz laproskopiyle uygulamakta fayda vardır. Ameliyattan sonra da korunma hapıyla tedaviye devam edilmelidir. Ne var ki bunlarda tekrarlanma oranı maalesef yüksektir.
ATATÜRK’ÜN YOLU ULUSAL EGEMENLİK
İNGİLİZCE BİLMEDİĞİNİZ İÇİN KAÇIRDIKLARINIZ NELERDİR?
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyoruz..
GELİBOLU’YU YAZMAK
Gelibolu’da Unutulmayan Kahramanlar: Seyyar Jandarma Taburu Anması
2025 BİTERKEN
Gelibolu’da Yelkenler Fora