|
Tweet |
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Gelibolu Şube Başkanı Rufat Şener, Gelibolu Kara Savaşları içinde Anafartalarda kazandığı zaferin 106. yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklamada bulundu.
ADD Gelibolu Şube Başkanı Şener, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
(Aşağıdaki hatıra, Mustafa Kemal Atatürk’ün el yazılı not defterinden kopya eden Türk Tarih Kurumu Baş sekreteri Uluğ İğdemir’in aktarımından alınmıştır.)
“Bütün geceyi pek rahatsız ve uykusuz geçirdim. Bir taraftan Anafartalar mıntıkasından gelen raporlar ve bahusus yanlış fakat mühim haberler beni bizzat işgal ettiği gibi, bir taraftan da evvelki günlerin nekbetli neticelerinde kıtasını, amirini kaybetmiş ve hâlâ bulamamış bir takım kumandanların doğrudan doğruya bana müracaatı bir dakika bile istirahate imkan bırakmadı. Karargahımda bana mülaki olabilen bazı zabitleri sekizinci fıkranın iştigal ve tertibatını anlamak üzere gönderdim. Bu zabitlerden bilhassa erkanıharbiye yüzbaşısı Hidayet Efendi hücum istihzaratını tetkik için fedakârane ifayı hizmet etti.
41. alay hücum anına kadar gelmedi. Yanlış yere gitmiş. Badehu gelebildi. 8. Fırka tertibatını almıştı: 23. Alay iki taburu birinci hatta saffı harp nizamında, bir taburu da bu hattın gerisinde olmak üzere Conkbayırı’na taarruza hazırlanmıştı. 28. Alay da aynı hizada Şahinsırt’a hücum tertibatını almıştı. Fecir olmak üzere idi.
Çadırımın önüne çıktım. Hücum edecek askeri görüyordum. Oradan hücumun icrasını intizar edecektim.
Gecenin perdei zalâmı tamamen kalkmıştı. Artık hücum anı idi. Saatime baktım. Dört buçuğa geliyordu. Birkaç dakika sonra, ortalık tamamen ağaracak ve düşman askerlerimizi görebilecekti.
Düşmanın piyade, mitralyöz ateşi başlarsa ve kara ve deniz toplarının mermileri bu sıkı nizamda duran askerlerimiz üzerinde bir defa patlarsa hücumun ademi imkanına şüphe etmiyordum. Hemen ileri koştum. Fırka kumandanına tesadüf ettim. O da her ikimizin refakatinde bulunanlar beraber olduğu halde hücum safının önüne geçtik. Gayet seri ve kısa bir teftiş yaptım. Önünden geçerek yüksek sesle askerlere selam verdim ve dedim ki:
“Askerler, karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.”
Kumandan ve zabitlere de işaretime askerlerin nazarı dikkatini celbetmelerini emrettim.
Ondan sonra hücum safının önünde bir yere kadar gidildi. Ve oradan kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretini verdim.
Bütün askerler, zabitler, artık her şeyi unutmuşlar, nazarlarını, kalplerini verilecek işarete merküz bulunduruyorlardı. Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış olan askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılıçları ellerinde zabitlerimiz kırbacımın aşağı inmesiyle ahenin bir kitle halinde şirâne bir savletle ileri atıldılar. Bir saniye sonra düşman siperleri içinde asumani bir gulguleden başka bir şey işitilmiyordu: Allah … Allah… Allah!
Düşman silah istimaline vakit bulamadı. Boğaz boğaza kahramanca mücadele neticesinde ilk hatta bulunan düşman kâmilen imha edildi.
Dört saat mücadeleden sonra 23. ve 24. alaylarımız Conkbayırı’nı kâmilen düşmandan tahtir ve 28. alay dahi Şahinsırt’ın en yüksek sırtını istirdat eyledikten sonra Sarıtarla, Ağıl üzerine garba saldırdılar. Önüne tesadüf eden düşman kıtalarını mağlup ve münzehip ediyordu.
28. alayın bir kısmı Şahinsırt’ın Boyun noktasında yerleştirilmiş olan düşman mitralyözlerinin müessir ateşinden daha ileri gidememişti.
Conkbayırı Tepesi askerlerimizin eline geçtikten sonra düşman karadan ve denizden tevcih ettiği seri ve kesif topçu ateşiyle Conkbayırı’nı cehenneme çevirmişti.
Semadan şarapnel, demir parçaları yağmuru yağıyordu. Büyük çaplı deniz toplarının tam isabetli daneleri yerin içine girdikten sonra, patlıyor, yanımızda, kenarımızda büyük lağımlar açıyordu. Bütün Conkbayırı kesif dumanlar ve ateşler içinde kaldı. Herkes mütevekkilâne akıbete muntazar duruyordu. Etrafımız şüheda ve mecruhin ile doldu.
Muharebe meydanında cereyan eden hali temaşa ederken bir şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. ( 10 Ağustos 1915) Vücuduma nüfuz edemedi. Yalnız derince bir kan lekesi bıraktı. Yanımda bulunan zabit (Nuri Conker Bey) “Efendim vuruldunuz “ dedi. Ben böyle bir söz duyursa askerimizin kuvvei maneviyesi üzerinde yapacağı tesiri düşündüm. Elimle zabitin ağzını kapadım. “Sus!” dedim. (Bu saat enkazını bilahare, bugünün hatırası olmak üzere, Liman Paşa’ya verdim. O da, aile asalet armasını havi, kendi saatini bana verdi.)
Vakıa, aslanlar gibi köpürmüş olan askerimizi durdurmak güçtü. Kısım kısım deniz dahiline kadar ilerleyenler bile vardı. Fakat muharebenin temadisi halinde askerlerimiz kâmilen düşman kıtalarına karışacak ve o kesif faikıyet içinde kaybolacaklardı.
Saat zevale yaklaşıyordu. Askerimiz sekiz saatten beri ölümle pençeleşmekten bittabi yorulmuşlardı. Arazinin vaziyeti, düşmanın göç açtırmayan keşif ateşleri boğuşan askerimize geriden her türlü muaveneti adimülimkân kılıyordu. Zayiatımızda mühim idi. Binaenaleyh saat 12.15’te sekizinci fırka kumandanına âtideki emri verdim: “Taarruzu kat’ediniz. Conkbayırı ve Şahinsırt’ın garba en en hakim noktası daima elde bulundurulacak surette kıtanızla işgal ettiğiniz hattı tahkim ediniz” Anafartalar Grubu Kumandanı M. Kemal”
Bu utkulardan ve benzerlerinden sonra Gelibolu Kara Savaşları’nda başarı kazanamayacağını gören istilacı İtilaf Devletleri, denizden geçemedikleri Boğaz’ı karadan da geçmeyi başaramadıklarını anlayarak 9 Ocak 1916 tarihinde tüm askerini geri çekerek topraklarımızdan ayrıldı.
Türk ulusu, Gelibolu Kara Savaşları’nda, Anafartalar’da 10 Ağustos1915 tarihinde kazandığı bu utkudan sonra Mustafa Kemal’e ‘Anafartalar Kahramanı’ unvanı verdi..
Gelibolu Kara Savaşları’nın eşsiz ve emsalsiz komutanı Mustafa Kemal , askerinin bu kadar yanında giden, onlara ön ayak olan bir liderdi. . Onun gözüpekliği, pek büyük bir komutanlık niteliği salt Çanakkale’de değil sonraları verdiğimiz Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında da pek çok örnekle kanıtlandı. Türk askerinin vatan savunmasında gösterdiği feragat ve kahramanlık yalnız ‘Çanakkale Geçilmez’ demenin başarısını değil, tüm vatan toprağında özgür ve bağımsız yaşamak onurunu, Türkiye Cumhuriyeti devletini bize kazandırdı.
Gelibolu Kara Savaşları içinde Anafartalar’da 10 Ağustos 1915 günü kazandığı utkunun 106. Yıldönümünde Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ulusumuzun özgür ve bağımsız yaşama isteğini var eden tüm şehit ve gazilerimizi saygı ile anarız”
Haber: İrem FAKİR
ATATÜRK’ÜN YOLU ULUSAL EGEMENLİK
İNGİLİZCE BİLMEDİĞİNİZ İÇİN KAÇIRDIKLARINIZ NELERDİR?
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyoruz..
GELİBOLU’YU YAZMAK
Gelibolu’da Unutulmayan Kahramanlar: Seyyar Jandarma Taburu Anması
2025 BİTERKEN
Gelibolu’da Yelkenler Fora