|
Tweet |
Gelibolu Ziraat Odası Başkanı Atilla Eraslan, gazetemize açıklamalarda bulunarak; gübre, mazot, ilaç ve diğer girdilere gelen aşırı zamlar nedeniyle çiftçilerin zor durumda olduklarını ve devletin zam konusunda çiftçileri fatura karşılığı %50 destekleme yapması gerektiğini belirtti.
“DIŞARIDAN DOLAR VE EURO BAZINDA GELEN HER ÜRÜNDE ÇİFTÇİMİZ EZİLİYOR”
Bir çiftçinin tarlasına buğday ekebilmek için dekar başına ortalama bin 100 lira maliyeti olduğunu, dışarıdan gelen her üründe çiftçinin ekonomik olarak ezildiğini belirten Ziraat Odası Başkanı Atilla Eraslan; “Çiftçilerimizin buğday ekmek için dönüm başına ortalama maliyeti bin 100 liraya geliyor. Yöresel olarak bizim 10 senelik buğday hasadı ortalamamız 400-450 kilo civarında, biz dönüm başına 500 kilo buğday hasadı yaptığımızı hesaplarsak ve buğdayın alış fiyatı 3,50 lira olursa çiftçimiz ektiği buğdaydan dönüm başına 500 lira kazanabilir. Buğday, ayçiçeği, kanola, arpa bunlar stratejik ürünler. Bizim asıl belimizi büken dolar ve Euro’daki artışlar. Bizim şu ana kadarki aldığımız ilaçların %70’i yabancı menşeili ürünlerdir. Dolayısıyla bu ürünler, her sene üzerine %50 fiyat artırarak ülkemize geliyor. Yani tarım ilaçlarındaki enflasyon %50, belki bu sene daha da fazla olacak. Dolayısıyla dışarıdan aldığımız ürünler de bizim dolar ve Euro bazında pahalandığı için, içeride çiftçi ekonomik olarak da eziliyor. Bu fiyat aralığında peşin alışveriş yapamayan Tarım Kredi veya bankalardan faizli alışveriş yapan çiftçi bir de buralara faiz ödemek zorunda kalıyor” dedi.
“BİZİM YEM VE ENFLASYONLA MÜCADELE SORUNUMUZ VAR”
Çiftçilerin ve hayvan üreticilerinin yem ve enflasyonla mücadele sorunları yaşadıklarını dile getiren Eraslan; “Bizim sürdürülebilir bir tarım için gerçekten desteklemeye ihtiyacımız var. Şu anki ödenen mazot ve gübre destekleri emin olun ki bize ilaç olmuyor. Buğdaydaki 10 kuruşlar, ayçiçeğindeki 50 kuruşlar bunlar bizi kurtarmıyor. Şu an yüksek enflasyona girdik. Süte 4,70 lira gibi bir fiyat oluştu. Türkiye Ziraat Odaları Başkanı Şemsi Bayraktar’ın yoğun gayretleri neticesinde, üst çatı birliği olarak bileşenleri toplayıp bu fiyat oluştu. Fakat bu fiyatın sürdürülebilirliği yemle alakalı. Neden, çünkü bu fiyat açıklandıktan sonra yeme 1-2 kez zam geldi. Bizim bir yem sorunumuz bir de enflasyonla mücadele sorunumuz var. Bizim işletmemize yetip, arttırmak için para kazanmamız gerekiyor, fakat bütün işletmeler zarar ediyor.
Sürdürülebilir bir tarım için diğer devletlerin yaptığı gibi gerçek reel desteklere ihtiyacımız var. Biz Sivil Toplum Örgütleri olarak, vatandaştan bilgi toplayıp bunları siyasilere iletmek. Fakat, biz bunları siyasilere raporlar halinde sunuyoruz ama bir geri dönüş alamıyoruz. Çünkü geri dönüş almış olsak, bu kadar çok Ziraat Odası Başkanı’nın toplantılarda Tarım Bakanı ve Tarım Bakan Yardımcısına sorunlarımızı iletip, çözüm istememize rağmen çözüm gelmemesi, demek ki bunların pek fazla dikkate alınmadığını gösteriyor” dedi.
“KÖYLERE MERALAR YAPARSAK, YEM İHTİYACININ BİR KISMINI KARŞILAMIŞ OLURUZ”
Gelibolu Ziraat Odası Başkanı Eraslan, boş duran bazı alanların meraya çevrilerek, üreticilerin yem ihtiyaçlarının bir kısmını buradan karşılayabileceğini, böyle bir proje yapılarak üreticilere fayda sağlanabileceğini belirterek; “Ziraat Odaları’nın Marmara Bölge Toplantısını Ankara’da yaptık. Tarım Bakanı ve Tarım Bakan Yardımcısını toplantıya davet ettik. Toplantının son bölümünde ben Orman Mühendisi olarak Tarım Bakan Yardımcısı’na şunu anlattım: Bizde OT rumuzlu ağaçlandırma sahaları var. OT’ler boştur, çoğu düzdür, bayır da olabilir ama 0-4 eğimli yerleri meraya devşirip her köye mera bırakırsak, meraların olduğu bölgelerdeki çiftçilerin yem ihtiyacını karşılayabiliriz. Dolayısıyla bizim kuru yeme olan ihtiyacımız azalır, süte istediğimiz fiyat da makul seviyelerde kalır. Bu güzel bir çözümdür, bunu mesela İsviçre’de yapıyorlar. Türkiye’nin bazı bölgeleri özellikle Trakya ve Marmara bölgesi yağış rejimi olarak iyi olduğu için bu tür meralarda hayvan otlatıp süt ve süt ürünlerindeki fiyatlar daha makul seviyelerde kalabilir. Bu güzel bir projedir fakat bununla ilgili bana geri dönüş olmadı.
Ulusal tarım politikaları ile ilgili Genel Başkanımız Şemsi Bayraktar, her gün bir paylaşımda bulunarak, kamuoyu yapmaya çalışıyor. Fakat bunların yayınlandığı medya kuruluşları ilgisiz davranıyor. Çeşitli yerlerde yayınlanıyor, biz sosyal medya hesaplarımızdan paylaşıyoruz. Bu paylaşımlara dahi çiftçilerimiz az ilgi gösteriyor. Sonra da deniyor ki, STK’lar ne yapıyor? STK’lar, toplumunu eğitmek için çalışacak” dedi.
“BİZİM MAZOT, GÜBRE VE TARIM İLAÇLARINDA DESTEKLEMEYE İHTİYACIMIZ VAR”
Eraslan, açıklamasının sonunda devlet desteklerinin yeterli düzeyde olmazsa birçok çiftçinin iflas edeceğini ve küçük çiftçi kavramının ortadan kalkacağını belirterek; “Bizim mazota, gübreye ve tarım ilaçlarımıza fatura karşılığı %50 destek versinler. Biz başka destek istemiyoruz. Devlet bize bu destekleri vermezse çok çiftçi iflas edecek, küçük çiftçi kavramı ortadan kalkacak. Bunların hepsi büyük şehirlere gelecek, istihdam sorunu çıkacak. Köylerdeki insanları tutabilmemiz için küçük çiftçi dediğimiz çiftçilere sulu tarımı teşvik edip, köylerde kalacak kadar imkân tanımamız gerekiyor. Kanatlı hayvan yetiştirmede yardımcı olabiliriz, süt ve süt ürünleri için köylere soğuk hava depoları yapılıp, köylerde yapılan peynirleri buralarda toplayarak ihalelerle büyük şirketlere satabiliriz. Bunların hepsi bir projedir, bunlar yapılmak istenirse olur.
Bizim şiddetle, mazotta ve üretim araçlarımızda desteklemeye ihtiyacımız var. Bu yüksek kurla bu işi yürütemeyiz. Yüksek kurla çiftçilerimiz üretime devam edemez. Devletin çiftçilere eskiden olduğu gibi mazotta, gübrede ve tarım ilaçlarında %50 destek vermeye ihtiyacımız var” dedi.
Haber: Cevriye ŞAHİN
ATATÜRK’ÜN YOLU ULUSAL EGEMENLİK
İNGİLİZCE BİLMEDİĞİNİZ İÇİN KAÇIRDIKLARINIZ NELERDİR?
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyoruz..
GELİBOLU’YU YAZMAK
Gelibolu’da Unutulmayan Kahramanlar: Seyyar Jandarma Taburu Anması
2025 BİTERKEN
Gelibolu’da Yelkenler Fora